1935te Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğdu. Samsun Lisesi’ni bitirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Bir süre çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptı. Daha sonra TRT’ye geçti. İstanbul’a yerleşti, değişik gazetelerde yazılar yazdı. Şiirlerinin yanısıra, Fransızca’dan yaptığı şiir ve roman çevirileriyle de tanındı. Paul Verlaine, Rimbaud ve Frausy’nin şiirlerini Türkçe’ye kazandırdı.
Erdoğan Alkan Eserleri
ŞİİR:
Güneş Tozları (1958)
Ekuanil Çiçekleri (1965)
Kerem Gibi (1971)
Kuş Ormanı (1981)
Kıyı (1983)
Eylül Çalgıcısı (Bütün şiirleri, 1985)
ÖDÜLLERİ:
1982 Yazko Çeviri Büyük Ödülü Rimbaud’dan Seçme Şiirler adlı çeviri kitabıyla
Erdoğan Alkan Şiirlerinden Örnekler
:EYLÜL KIZLARI
Ölüm uzak balkonundan yıldızların
Ağarırken Edirne eteklerinde
Ayışığı çizerdi eylül yüzüne
Dalgınlığı kan tutan ince kızların
Güz yağmuru karanlık kirpiklerinde
Öpmeye susamış haylaz oğlanlardı
Bir esmer gecenin utancı vardı
Kuytu gözlerinin en ıssız yerinde
Okşadıkça toy bedenlerini rüzgar
Aşkı ya da ölümü soyunurdular
Koklanmış bir karanfil yorgunluğunda
Yüzlerinde çapkın dili alevin
Kan tutan ince kızlar aşk uykusunda
Açan üzgün ayçiçekleriydi evin
:EYLÜL ÇALGICISI
Denizden esen mavi yel
Yorgun yaprakları uğurluyor
İyi geceler diyor ağustos böcekleri.
Ablak yüzlü ayçiçeği
Başı önüne eğik
Dinliyor geceyi.
Ben ayrılıklar ozanı
Mevsimlerin eylül çalgıcısıyım
Otların yağmurlu kirpiklerine
İniyor yıldızlardan sesim.
:YATAĞIMIN MUTFAĞIMIN PERİSİ
Tek sen varsın benim için
saçları papatya demeti güzel
sen ecelim kadar benim
sen yaşamak kadar güzel
Yatağımın mutfağımın perisi
karanlık örtüyor odamı sensiz
arıyor kendimi bulamıyorum
Çırpınınca gözkapakların
göçmen kuşlar gibi
umutlarım düşlerim
gelecek günler uçuyor
Bir çiçek düşünce senin dalından
başlıyor ölü zaman
güneşin tunç yelkovanı sularda
kenti beyaz sayfasından siliyor
iniyor akşamla yüzüne hüzün
üzüldükçe güzelleşiyor yüzün
Yatağımın mutfağımın perisi
:OYUN
Bu ak giysili kadınlar
Gümüş sevgililer yöremde dönen
Çalıyor keman...
Atıyorum giysilerimi çıplak
Dönüyorum ezgilerle
Başlıyor değişim... esriklik... ve düş
Çıkamıyorum oyundan
Çalıyor keman
Bağırıyorlar ivedi
Diyorsunuz ki: -Bitsin bu çılgın dönüş
Benden büyük müsün gelecek zaman?
Nesneler, varlıklar sürekli dönecek:
Boşlukta asılı kalan yüreğim
Uzak bir kuytuya düşünceye dek.
:KÖRFEZ
Mutluluk ince bir çizgi
geçiyor gün ışığından
Umutların ve düşlerin bittiği
vakte erişince zaman
artık ne ay ne çiçek
ne de yıldızlar altında
dolaştığın geceler
karda üşür yağmurda ıslanırsın
Tenha bir ağacım gölgesiz
kuşlar konmayan dalına
eteğine yolcular uzanmayan
Kanatları kar
yüklü yağmur yüklü
ağır bir kuşum
çarpıyorum pencere camlarına
Yüreğim ılık
karanlık bir körfez
:BİTEN ZAMANA SELAMLARIMI SUNARIM
Onlar, ey Doğu Ana, öteki çocukların
Bütün güzelliklerini tattılar
Eski şaraplar içtiler şölenlerde
Ormanlarında at oynattılar.
Ben ozan çocuğun, ey Doğu Ana,
Kıvancını değil, hep hüzünlerini tattım
Koyup sözcüklerimi yan yana
Kendime özgü bir evren yarattım.
İşte giiyorum konuk evinden
Selam denizlerine, dağlarına
Sözcüklerden yarattığım evreni
Değişmem görkemli saltanatına.
Bir daha dönmek yok, biliyorum.
Yine de -bağışla ey Doğu Ana-
Çıkarıp şapkamı biten zamana,
Senin . saltanatın önünde değil
Sözcükler önünde eğiliyorum.
Yalnız onlar tanıktır bu yerlerden
Erdoğanın da gelip geçtiğine
Çeşmelerinden su içtiğine.
:NİNNİ
Bak ne güzel uyumada çocuk aşkım
O tatlı sesinle bir ninni söyle
Kaç yıldır beşiğini nazla salladım
Avuttum ninnilerin hüznüyle
Sen de düşünür müsün böyle
Balkonlarda, pencerelerde dalgın
Uzanırken usulca odana gölgem
Öpmek için alnından . yalnızlığının
Haydi, ninnilerin en güzeliyle
Uyut çocuk aşkımı uyanmasın
Hüznü anne sütü gibi ağzından
Emsin de ölümsüz uykuya kanmasın
Yüzüme tedirgin bakma öyle
Yeniden başlayalım desen de başlayamam
Ne sen uzun saçlı o küçük kızsın
Ne de ben yıldızlar altında gezen adam
Geldik ve gidiyoruz. Aşkın gücüyle
Evrende yalnız bu çocuk kalacak
Mutlu, mutsuz, sevişen tüm kuşaklar
Beşiğini sallayıp nen çalacak