Kara Şövalye:Jokerden Baba olur mu, Sinema
 


 
 

 
Sinema
Kara Şövalye:Jokerden Baba Olur Mu
Ekleyen Admin 25 Temmuz 2008, Cuma 14:27
185 Milyon dolarla şu ana kadarki Batman filmlerinin içinde en yüksek bütçeye sahip bu son Batman filmi, serinin üç yıl önce çekilen son numunesi "Batman Başlıyor"u izliyor. Christopher Nolanın ikinci Batman yapıtı olan eser, adını daha çok çekimlerden sonra hayatını yitiren Heath Ledger ile duyurdu. Tim Burtonın 1989daki "Batman" filminde canlandırdığı Joker adlı kötü adamın üzerine giden yapım, sadece Burton-Nolan arasındaki sinemasal farkları incelemek için iyi bir fırsat sunmasıyla öne çıkabiliyor...

(6/10)
Farklı yönetmenlerin aynı kaynaklara el atması konusu, her zaman sinema çevreleri için eğlenceli bir tartışma olmuştur. "Spielberg şunu çekse nasıl olurdu?", "Catherine Breillat bunu çekse nasıl olurdu?" gibi sorular bu doğrultuda oyalanmamızı sağlar hep. Ama son 3 yılın popüler tartışması elbette: "Burtonın Batmanleri mi iyi, yoksa Nolanın Batmanleri mi? sorusundan çıktı. Aslında bu kafa karışıklığını, ancak Nolan tarzı Batman filmi ile Burton tarzı Batman filmi kavramlarını genişleterek sonuçlandırabiliriz. Fakat bu durumu "Kara Şövalye" nin yani Nolanın ikinci Batman filmi üzerinden değerlendirmeye geçeceğiz bu aşamada...

Öncelikle Batman külliyatı, şu anda 6 tane A sınıf filmden oluşuyor. Bunların ikisi Burtona, ikisi Schumachere, ikisi ise Nolana ait. Ama tabii Schumacherinkiler, önceki serinin üçüncü ve dördüncü bölüm olarak yeni bir şey üretmenin verdiği aşırı rahatlıkla kötü adamların dikkat çekiciliğinin üzerine gittikleri için sınıfta kalmışlardı. Hatta Razzie adaylıkları bile kazanmışlardı. Buradan da Batman mitini neden Burton ile Nolan filmlerinin doğrultusunda andığımız da ortaya çıkıyor.

Eğer "Batman Başlıyor" önbölüm ise, "Kara Şövalye" ne?

İlk olarak Nolanın ilk filmi "Batman Başlıyor", 4 filmlik serinin başına bir prequel (önbölüm) yerleştiriyordu. Bu sebeple de Batman mitinde bile . önemli bir yere oturmayı becerdi. Ancak bu ikinci Nolan filminin fragmanını gören Tim Burton hayranları, bir anda Başımıza bu da mı gelecekti? gibi bir tepki verdi doğal olarak. Çünkü çizgi romanın ana metnin, daha önceden hem Jokerin esas kötü adamı canlandırdığı ilk Burton filminde, hem de Penguen ve Kedi Kadının düşman elbisesini giydikleri ikinci Burton filminde hakkı verilmişti. Hatta şu anda iki film için sinema tarihinin en iyi çizgi roman uyarlamaları desek bile abartmış olmayız. Zira çizgi romanın hem görsel hem de dramatik gereklerini yerine getiriyorlardı.

Ortada böyle bir durum varken Nolanın bir önbölüm çekmesini olgunlukla karşılayabiliriz. Hatta Batmanin yoğun mitoloji dozu taşıyan ortaya çıkış (ya da doğum denebilir) hikâyesinin, psikolojik öğelerle anlamlı bir sinema filmine dönüştüğünü de gönül rahatlığıyla itiraf edebiliriz. Çünkü o filmin metni, tam Nolana göreydi. Orta planlarla karakter psikolojileri, günümüzün New Yorkunun yerine konarak gerçek hale getirilen Gotham City, Cillian Murphynin canlandırdığı ve neredeyse hiçbir süper gücü olmayan bir kötü adam ile Bruce Waynein varoluşsal Batman olmalı mıyım, yoksa olmamalı mıyım? sorununu işleyen alt metinler... Yani "Batman Başlıyor"u izledikten sonra elimize 5 filmlik bir Batman miti geçmiş oldu. Böylece karakterlerini inceleyerek mitin bir portresini çıkarmamamız mümkündü. Ta ki "Kara Şövalye" çekilene kadar...

Vampirden şövalye olur mu?

Belli ki projenin arkasındaki Warner Bros., Batman konseptinin gerçekçi bir zemine oturtulmasından büyük keyif almış ve neo-noir türünün bir çizgi roman uyarlamasının içine yerleştirilmesini onaylamıştı. "Kara Şövalye" de zaten bu doğrultuda çıktı karşımıza. Yani o vampir mitinden beslenen, şehrin dışındaki şatosunda aristokrat hayatı yaşayan, izole edilmişlikten hoşlanan Bruce Wayne (nam-ı diğer Batman) gitmiş, yerine Kara Şövalye gelmişti. Bu ismin anlamını açmak gerekirse, biraz da hayatla gerçekçi mücadelenin simgesi olarak özetleyebiliriz. Wayne, artık kılıcını kuşanıp şövalye edasıyla gangster dünyasındaki kokuşmuşluklarla mücadele ediyor. Bunun sonucunda da psikolojik dünyasına yenik düşüp süper kahramanlıktan ayrılmaya karar veriyor.

Hem de ne çekilme! Tam bir şövalye . onuruyla! Küsüp giden bir Batmanin o modern dünyanın vampirinin metaforlarını (malikanede yaşamak, sadece geceleri Batman kılığına girerek evden çıkmak, yarasa adam ismini taşımak vs) taşıyan cool süper kahramanla ne ilgisi var? Biz yanıtlayalım, hiç ama hiç ilgisi yok. Ama zaten Nolanın yapmak istediği de bu, ya da onun için yazılan . senaryo bunu istiyor. O bir kara film yönetmeni. Çizgi roman uyarlamasındaki mitolojik ve fantastik öğeleri bir potada eritip, karşımıza yerinde bir uyarlama çıkarabilecek bir yönetmen değil.

Gotham City, artık 11 Eylül sonrası New Yorku

Örneğin Burtonın Gotham Citysi kurmaca bir yozlaşmışlıklar şehri idi. Kötülerin ve iyilerin dönüşümleri ile yeniden doğumları bile, metaforik ve mitolojik yönleriyle öne çıkıyordu. Dramatik olarak ise daha çok sistemdeki yozlaşmayı anlatıyorlardı. Jack Nicholsonın canlandırdığı Joker karakteri de, zaten iş dünyasındaki iki yüzlülüğün yüz ifadesine bastırılmış duyguların açığa çıkması yoluyla varoluyor ve anlam kazanıyordu. Burada Nolan, Gotham Cityyi yine bir suç şehrine dönüştürüyor. Ancak günümüzdeki karşılığı "Günah Şehri"nin ("Sin City", 2005) kurmaca coğrafyası olan Burtonın şehrinin yakınından bile geçmiyor. Aksine "Çin Mahallesi"ndeki ("Chinatown", 1976) gerçek şehrin bir karşılığı olarak görülebilir. Suç oranının yükselmesi de 11 Eylül sonrası ortaya çıkan kaosa bağlanıyor ve bu yoldan da muhalif bir politika yapılıyor ("Batman Başlıyor"da olduğu gibi...). Morgan Freemanın canlandırdığı karakterin bütün telefonları dinlemesi de buna bağlanabilir rahatlıkla...

Joker, Baba ve Little Caesarın 2000li yıllar şubesi...

Peki bunun ne mi zararı var? Aslında yönetmen filmi dedikleri de böyle bir şey olsa gerek. Ancak çizgi romanları sinemaya uyarlamanın da bazı gerekleri var. Öncelikle kurmaca bir dünya yaratma zorunluluğu var. Bunun "Günah Şehri"ndeki gibi bir şehirle . veya "Hulk"daki gibi ekran bölme tekniğine odaklı bir estetikle karşımıza çıkmış örnekleri mevcut. Ancak "Kara Şövalye", çok cool takılıyor ve daha çok "Baba" ("The Godfather", 1972) ile "Little Caesar"ın (1931) karışımından çıkan yenilikçi bir gangster filmi gibi duruyor, ya da bunu yapmak istiyor diyebiliriz. Filmin Jokeri bu kadar öne çıkarmasının sebebi de aslında bu. Amerikan sinemasında 30larda kara filmin öncüsü olarak patlayan gangster filmleri ("Little Caesar", "Public Enemy", "Kükreyen Yirmiler" ("Roaring Twenties"), "Yaralı Yüz" ("Scarface" ) gibi) ile 70lerde Babayla o döneme geri dönmemizi sağlayan formül, bir araya getirilerek katil karakteri ön plana yerleştiriliyor. Filmin Jokerli afişi de zaten bunun . için yeterli bir kanıt...

Ama filmin ya bunu yaptığından haberi yok, ya da yaptığı şeyi farklılaştırmaya çalışıyor. Zira Nolan, karakter çizgi roman bazlı olduğu için onu geliştirmeyi unutuyor. Çünkü mitolojiden kaçıyor ve reenkarnasyon gibi kavramlara uzak. Bu sebeple de ortada bir Joker dolaşıyor ama niye yüzü beyaz anlamıyoruz. Bunu da herhalde bir şekilde Kötü adamın yüzü beyaz olabilir!e bağlayacaktır! Ancak bunda bir acayiplik daha var. Film bu kadar cool takıldığı için, Jokerin ilk filmdeki oyunlarını da akılcı stratejilere dönüştürüyor. Yani aslında bir gangster filminin ana karakteri veya bir politik-gerilimin zanlısı gibi konumlanıyor Ledgerın Joker karakteri. Tabii böyle olunca da neo-noir atmosferi için zaman zaman alt açı (o da sadece Joker için) kullanılsa da, bundan öteye gidip chiaruscuro ışık oyununa başvurulmuyor. Böylece neo-noir yerine gangster filmleri formülü tercih edildiği de kanıtlanmış oluyor. Tabii Ledgerın başarılı performansını da bir kenara not almak lazım...

Nolanın elindeki projenin çizgi roman uyarlaması ve Batman filmi olduğundan haberi yok!

Film, gangster filmi formülünü kullanınca karşımıza ister istemez polis karakteri James Gordon, avukat Harvey Dent ve Batman arasındaki yapıştırma duran ittifak çıkıyor. Hatta defalarca kez bir çatı katında buluşmaları gına getiriyor ve filmin 152 dakikalık süresinin abartı olduğunu ispatlıyor. İşin ilginci bu sahnelerde Batmanin her seferinde ortadan kaybolma özelliğiyle dalga geçilerek filmin garip bir mizah tonu kazanması ve karizmatik ses tonuyla da sürekli gülünç bir portre çizmesi. Zaten Sayın Nolana hatırlatmakta fayda var: "Batman veya herhangi bir süper kahraman, polisle işbirliği yapmaz. Polisi bıraktık Harvey Denti nereden kendine bağlayacak!" Tabii Batman karakterinin aristokrat yaşamı sürdüğü şatosundan New Yorkun üst Manhattan bölgesindeki dairesine transfer olması da onun bu gece yiyici (ya da vampir) metaforunu yıkıyor (modernize ediyor gibi gözükse de) ve Burtonın Batmaninde öne çıkan aristokrasi taşlaması metnini yerle bir ediyor. Sadece ona ayrılan az zamanda birkaç tane fazladan kızla oynaşması kalıyor elimizde, o kadar!

Yani buradaki Batman, süper . kahramanın ruhuna uygun değil. Joker, çizgi roman konseptine uydurulamadığı için sınıfta kalıyor. Harvey Dent ise, seriye tek yeni ve olumlu ek. Zira Dentin nasıl İki Yüz adlı kötü adama dönüştüğünü (ki Schumacherin filmlerinde Tommy Lee Jonesun canlandırdığı bu karakter, burada Aaron Eckharta teslim edilmiş.) bu filmde daha önce görmediğimiz bir şey olarak karşımıza çıkıyor. İşin gerçeği, filmin Batman külliyatına getirdiği bazı şeyler de yok değil.

Ancak yenilik yapabilecekken eskiliğiyle sınıfta kaldığı önemli bir nokta da mevcut. Örneğin Batmanin filmin sonunda Süper kahramanlıktan çekiliyorum! gibi realist kara film tribi atmasıyla birlikte, hemen aklımıza "Örümcek Adam 3" ("Spider-Man 3", 2007) geliyor. Sam Raiminin çizgi roman uyarlamaları için yeni bir sinema dili denemesi yaptığı ve cesaretiyle alkış aldığı yapım, Peter Parkerın üzerinden öznel bir görsel yapı kuruyordu. Karakterin varoluş ve kişilik bölünmesi sorununu, 3 kötü adam ve onlarla yaptığı düellolar üzerinden anlatıyordu. Bu da çoğu izleyiciyi zorlayan metaforik anlamlar getiriyordu karşımıza.

"Kara Şövalye"de ise bu çok kötü adamlılık, daha çok hasılat malzemesi olarak kullanılıyor. Yani tek başına Denti ve Jokeri tutan çıkacaktır elbette! diye bir içten pazarlıklı hava hakim filme. Bu noktada Nolan, son büyük hayal kırıklığını da bellek ve algı ile ilgili dertleri olan bir kara film yönetmeni olmasına karşın, Sam Raiminin onun temalarıyla kurduğu iskeletin yakınından bile geçmeyerek yaşatıyor. Bu durum, filmin aleyhine işleyerek bir dağınıklık yaratıyor ama son 1 saate yansıyan bol paralel kurgulu ve yüksek tempolu sahnelerin de ana sebebi oluyor bir yandan. Nolan bu noktalarda hâlâ orta plan tercihlerine devam etse de arka planda müziği çok iyi kullanması ve . koşut kurguyla tempo ayarlama konusunda başarı sağlamasını takdir etmek lazım. Yani kendi halinde izlenen, aksiyon yüklü bir gangster filmi olarak da okunabilir "Kara Şövalye".

Hedefi, gangster filmleri ve kara film tarihinde çığır açmak

Özetle son Batman filmi seriden ayrıksı duruyor, çizgi roman estetiğine yenilik getirmiyor, resimli romanın ne olduğunu bilmiyor ve yeni . nesil "Baba" gibi davranıyor. Böyle olunca da kara film tarihinde çığır açma amacı olan bir gangster filmi çıkıyor karşımıza. Mahkeme, soygun gibi alt türlerden dikkat çekici sahneler çıkarması da elbette bunun en önemli kanıdı. Nolan, filmin aksiyon ve psikolojik tonunu iyi ayarlasa da, ne yazık ki çizgi roman alanına hakim olmadığı için sınıfta kalmış ve New York tablosunun muhalif zemininin arkasındaki mitolojik ve fantastik dünyanın hakkını verememiş.

(6/10)

Ekleyen: Admin - 06.08.2008 - 72 Okuma - 0 Yorum

Bu Sayfayı Yazdır
« Önceki Sonraki »
  Bu Konu Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
 
 
Bu Konu İçin Yorum Yapılmadı. İlk Olmak İster misin?
İsminiz
E-Mail
Yorum
 
.
 

 

Sinema
Gündüz Güzeli Belle De Jo
Tutku Oyunları Little Chi
Şiddetin Tarihçesi A Hist
Kadavra Filmi
Narnia Günlükleri Prens
Mumya Ejder İmparatoru N
Bombalar Altında
Kara Şövalye: Eski Batman
Kara Şövalye:jokerden Bab
Ben X: Dışlanmaya Itilmiş
Mumya 3: Jason Ve Mumya O
Sinema
RastGeLe KonuLar
Boş
Manisa Kaplicalari
Bademli Kedi Dili
Nazım Hikmet Ran Yazarlar
Bengü Korkma Kalbim
Bekle Annem
Tabular Yıkılamaz
Ben Geceye Aşığım
Her Dilde Türkülerin Mera
Cildiniz Için
Kim Daha Temiz
Tüm PayLaşımLar
 
 

Ana Sayfa  |  Aşk Sevgi  |  Güzel Sözler  |  Kadınca  |  Konu Ekle  |  Reklam Ver               Sitemizde 1.640 Paylaşım Bulunuyor. Online 9 Kişi



• Günün Sözü • " Şan - şöhret ateş böcekleri gibidir, uzaktan pırıl pırıl yanar, fakat yakından bakınca ne sıcaklığı vardır, ne de ışığı.- John Webster "