Adamın birinin lakabı “Münasebetsiz Ahmet”miş. Yalnız münasebetsiz Ahmet Efendi davetlere ve seçkin toplantılara katılmadan edemezmiş. Nerede bir toplantı, orada Ahmet Efendi. Ne yapar eder, kendisini davet ettirirmiş.
Yine aileyle birlikte gidilen bir davet olduğunu duyar. Çalıştığı kurumun daire müdürü de davetlidir. Daire müdürüne:
“Abe itin olam, duydum yine bi yerde toplanimişsiz. Abe gurban olam, bahan bi gıyah çek. Allah’ın seversen ben de gelem”
Müdür:
“Oğlum senin yaptığın biri bini geçti. Terbiyesiz adam. Gidip bizi orada rezil ediyorsun. Sen iyisi mi gelme. Memleketin adını batırıyorsun”
Münasebetsiz Ahmet kendisini acındırarak:
“Abe, Vallah Billah yoh. Nikahıma, şerefime terbiyesizim ki yoh. (Gözlerini göstererek) Bah abe iki gözüm avucuma gele, sen gonuş dersin gonuşurum, sus dersin susarım”
Müdür:
“Oğlum, ben seni biliyorum, sen yine bi densizlik edersin” der.
Münasebetsiz Ahmet, aşırı ısrar edince, müdür dayanamaz ve:
“Peki” der.
Davete gidilir, yemekler yenir ve sohbete başlanır. Davetlilerin sohbete iştirakini sağlamak amacıyla hepsinin birer soru sorması kararlaştırılır.
Sorular sorulmaya başlar. Derken sıra bizim münasebetsize gelir.
Bizim münasebetsiz müdüre bakarak:
“Gusura bahmayın... Vallahi ben töbeliyim. Zaten ben bilmecedür, sorudur, ele şelerden çahmam. En eyisi siz beni atlayın.” der.
Konuklar ısrarla Münasebetsizin de soru sormasını isterler. Münasebetsiz müdürüne bakar, tiyoyu alınca da ayağa kalkar . ve sorusuna başlar:
“Şimdi arkadaşlar, bahan eyi bahın, elim cebimde, cebim delik, elimde ne var?”
Bunun üzerine ani bir kahkaha ve sonrasında sessizlik. Bayan misafirler kıpkırmızı, kafaları önlerinden kalkmıyor. Münasebetsizin müdürü utancından yerin dibine girmiş. Münasebetsiz yine yapacağını yapar.
Münasebetsiz durumu fark edince:
“Ne bozilisiz baba. Cebimdeki anahtar ha” der.
Konuklar ani bir rahatlamayla kahkahayı basarlar. Ve münasebetsizin bu esprisi gecenin esprisi olarak ilan edilir. Sorular devam ederken, Münasebetsize tekrar sıra gelir. Münasebetsizde tekrar kalkıp, sorusuna başlar yalnız bu arada yanlış anlamamaları için şart koşar.
“Elim cebimde, cebim delik, elimde ne var? ` deyince
Konuklar hep bir ağızdan:
“Anahtar” diye bağırır.
Münasebetsiz ise:
“Hadi baba bahan eyvallah. Heç işin dadı duzu galmadı.` der ve oradan ayrılır. |